Kasım 09
Kategori: Sağlık
Yazan: Filiz
386 defa okunmuş.
Tıp dünyası, iğneyle anne karnına girilmesiyle uygulanan ancak az da olsa bebeği kaybetme riski olan amniyosentez gibi girişimsel işlemleri yapma olasılığını azaltacak yeni testler üzerinde çalışıyor.
‘’Maternal kanda alınan fetal hücrelerin incelenmesi'’ yani anneden alınan kanla bebekteki genetik hastalık riskinin belirlenmesi olarak adlandırılan yeni çalışmalar, Antalya’da 25 - 29 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Ulusal Eğitim Sempozyumu’nda gündeme getirildi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Cansun Demir, anne karnından sıvı alınması ya da invaziv denilen iğne batırılarak yapılan işlemler yerine yeni teknikler geliştirildiğini belirterek, anneden alınan kanla bebekte olabilecek genetik sorunların saptanması hakkında soruları yanıtladı.
Devamını Oku… »
Ağustos 17
Kategori: Sağlık
Yazan: Filiz
186 defa okunmuş.
Anadolu Sağlık Merkezi’nden Dahiliye Uzmanı Prof.Dr. Birsel Kavaklı, ilaç kullanımında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.
Antibiyotik türü ilaçlar: Bunlar genellikle aç veya tok karnına içilebilen ilaçlardır. Ancak bazı türlerinin aç karna alınması gerekir. Örneğin Makrolid grubu antibiyotikler. Bunların etken maddesinin sonu -misin ile biter; Azitromisin, Eritromisin, Klaritromisin gibi. Bu ilaçlar aç karnına alınmalıdır.
Her ilaç günde kaç kez alınacaksa bu, eşit aralıklarla olmalıdır. İlaçların istenen etkiyi gösterebilmeleri için kanda belirli bir seviyede olmaları gerekir. Bu seviyeyi eşit tutabilmek ancak ilacı eşit aralıklarla almakla mümkündür. Eğer günde 3 kez alacaksanız 8 saat ara ile, 4 kez alacaksanız 6 saat ara ile, 2 kez alacaksanız 12 saat ile, 1 kez alacaksanız her gün aynı saatte içmeye özen göstermelisiniz. İlaç şifa kaynağıdır, ama şifa yeteneği sizin kullanımınızla doğrudan ilgilidir. Ülkemizde antibiyotikler doktor kontrolü olmadan adeta soğuk algınlığı ve grip ilacı gibi kullanılmaktadır. Bu son derece yanlış bir yaklaşımdır, dikkat edilmesinde fayda vardır.
Devamını Oku… »
Temmuz 23
Kategori: Sağlık
Yazan: Filiz
330 defa okunmuş.
Sürekli diyette olan peynir tutkunları için, ‘bir kibrit kutusu kadar’ sözü bir kabusun da başlangıcıdır adeta… ‘Kibrit kutusu’ etrafında hayatı sürdürmek mayın tarlasında sınırı geçmeye benzer artık. Gerilim had safhadadır. Kimi zaman mayınlara basmadan aşılır sınırlar. Oysa dönüşü, mayın yüklüdür sınırın. Zira, aşılmış her kibrit kutusu daha da küçülmüş kibrit kutularını beraberinde getirir; yağlısı, tuzlusu, bol kalorilisiyle, ‘küçülmeyi’ biraz da hak etmiştir peynir…
Evet, diyet listelerinin başköşesine oturan peynir hayatımızın önemli bir parçası… Öyle ki, sabah güne uyanırken başlar peynirle kucaklaşmamız… Buzdolabından ilk çıkarılan da kahvaltı sofrasının vazgeçilmezi de simit, zeytin, domatestir. Böreklerin harcı, makarnanın tadı, fakirin katığı, zenginin her gün bir yenisini keşfettiği aperatifidir. Burnunu sokmadığı hiçbir sofra yok desek yeridir. Pastaya da katılır, bebek mamasına da…
İnek sütünden yapılan peynirin müptelaları ayrıdır, koyun ya da keçi sütünden yapılanlarınki ayrı… Otlusundan kızartılmışına, çökeleğinden küflüsüne kadar, kokusu, yumuşaklığı ve sertliği, hatta rengiyle bile her zevke, her keseye hitap edebilir peynir. Söz sanatlarına da katkısı olmuş, ‘peynir gemisi’nin lafla mı işle mi daha iyi yürüyeceği şeklindeki
tartışmaların odağına oturmuştur. Peynir, artık kahvaltılık bir malzeme olmaktan çıkıp, ana yemeklere girdi. Evde yiyecek bir şey bulamadığımız zamanlarda yaptığımız makarnayı peynirle çeşnilendirdik ya da karnabaharla fırına verdik. Yani peynir, artık tüm öğünlerin ve
özellikle diyetlerin ayrılmaz bir parçası oldu… Kısacası bazı tutkunları için aşkın, bazıları içinse bağımlılığın öteki adıdır peynir.
Devamını Oku… »
Temmuz 20
Kategori: Sağlık
Yazan: Filiz
236 defa okunmuş.
Mutlu ve kaliteli yaşlanmayı tehdit eden en önemli faktörlerden biri de özellikle kadınlarda yaşlılık döneminin korkulu rüyası olan osteoporoz yani kemik erimesi.
Kalsiyum kaybının artması ve mineral yoğunluğunun azalması sonucu, kemiklerin kolaylıkla kırılması olan osteoporoz, özellikle ilerleyen yaşlarda ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Ülkemizde genelde 50 yaşından sonra süt içmeye başlanmasına karşın, süt içme
alışkanlığının çocuk yaşta kazanılması ve yaşam boyu sürdürülmesi ise bu hastalıktan korunmada önem taşıyor. Diyetisyen Aysen Arıcan, büyüme çağında yeterli kalsiyum alımının kemik kütlesinin artmasını ve ileri yaşlarda kemik erimesi riskinin önemli oranda azalmasını sağladığına dikkat çekiyor.
OSTEOPOROZDAN SÜT İÇEREK KORUNUN
Yaşlılık döneminde kemik erimesine maruz kalmamak için çocukluktan itibaren düzenli olarak süt tüketmek önem taşıyor. Çünkü osteoporozdan korunmanın en etkili yollarından biri, beslenme yoluyla alınan kalsiyumun yeterli olmasıdır.
Süt ve süt ürünleri, kalsiyum açısından zengin ve en rahat ulaşılabilecek besin maddeleri arasında yer alıyor. 100 ml tam yağlı süt 118 mg, yarım yağlı süt 120 mg, yağsız süt ise 122 mg kalsiyum içeriyor. Bu nedenle çocukluktan itibaren düzenli ve yeterli süt içme alışkanlığını kazanmak ve sürdürmek gerekiyor.
Devamını Oku… »
Temmuz 19
Kategori: Sağlık
Yazan: Filiz
249 defa okunmuş.
Kirazın sadece meyve olarak değil kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprak ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları ile çok yönlü bir bitki olduğu belirtildi.
TRABZON (İHA) - Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi.
Gülgiller ailesinden olup latince ismi ‘Cerasus avium’ olan kirazın anavatanı Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya olarak biliniyor. Kirazın ismini Giresun kentinden aldığı ayrıca belirtiliyor. Kirazın dünyaya hangi topraklardan yayıldığı konusunda ise farklı görüşler bulunuyor. Bazı araştırmacılar kirazın M.Ö 64 yılında Yunanistan’a, oradan da Avrupa’ya yayıldığını, bazıları M.Ö. 71 yılında Romalı komutan ‘Lucullus’ tarafından Roma’ya götürüldüğünü ve oradan da dünyaya dağıldığını bildiriyor.
Uzmanlar, kirazın sadece meyve olarak değil, kökleri, kerestesi, kabukları, zamkı, yaprakları ve çiçekleri, çekirdeği ve meyve sapları da kullanılabilen çok yönlü bir bitki olduğuna dikkat çekiyor.
En iyi pipoların kiraz ağacı kökünden, en kaliteli mobilya ve çeşitli araçların kiraz kerestesinden yapıldığı biliniyor. Kiraz zamkı ise şapka ve kumaş endüstrisinde ve tıbbi amaçla kullanılıyor. Ağaç kabuğu, yaprakları, çiçekleri, meyve sapı ve çekirdekleri tedavi amaçlı kullanılıyor. Meyveleri taze veya
kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz, ayrıca reçel, yemek, konserve ya da dondurulmuş gıda olarak değerlendirilebiliyor.
Devamını Oku… »
Temmuz 17
Kategori: Sağlık
Yazan: Filiz
308 defa okunmuş.
Lütfen çok dikkatle okuyunuz.
Mangal yaparken aniden Sinem’in ayağı takıldı ve düştü. Hemen Ambulans’a
haber vermek istedilerse de Sinem buna karşı çıktı - kendisini iyi
hissettiğini ve düşmesine sebep olarak da ayakkabılarının yeni olduğunu
gösterdi.
Biraz titrek ve solgun göründüğünden, arkadaşları üstünü başını temizlemeye
yardımcı oldular ve önüne dolu bir tabak koydular, çünkü elindeki tabağı
düşürmüştü. Sinem akşama kadar diğerleriyle birlikte eğlenmeye devam etti.
Eşi akşam olduğunda arkadaşlarını arayıp Sinem’in hastaneye kaldırıldığını haber
verdi.
Akşam saat 23:00′te Sinem vefat etmiş. Meğer Mangal yaparken Beyin Kanaması
geçirmiş.
- Eğer herhangi biri bunun bir Beyin kanaması olduğunu anlasaydı Sinem bugün
hayatta olurdu.
Devamını Oku… »
Temmuz 17
Kategori: Sağlık
Yazan: Filiz
269 defa okunmuş.
1-Suyu seviniz. Güne iki bardak su içerek başlayıp, gün boyunca 2- 2,5
litre su tüketmeye çalışınız.
2-Her sebze ve meyveyi mevsiminde en az iki defa tüketiniz. Doğanın
tamamını kullanmış sayılırsınız.
3-Çocuklar için sütü, büyükler için de özellikle yoğurdu her gün
sofranızdan eksik etmeyiniz. Yaşamın sırlarından biri olan probiyotikleri
bünyenize almış olursunuz.
4-Hasta olmasanız bile, şifalı otları/bitkileri kullanarak vücut
direncinizi (immün sistemi) kuvvetli tutunuz.
5-Evinizde kurutulmuş nane, ıhlamur, adaçayı, kekik, kuşburnu, fesleğen,
keten tohumu, zencefil, çörekotu, günlük, yeşil çay ile soğan ve sarımsağı
her zaman bulundurunuz. Her gün bunlardan en az birini kullanmaya çalışınız
ki bunlar vücudunuzun koruyucu şövalyeleridir.
6-Sarımsak, soğan, tere, maydanoz, nane, dereotu, roka, fesleğen türü
yeşillikleri fazla tüketiniz. Bunlar vücudunuzun yakın korumalarıdır.
7-Salatanızı mümkün olduğu kadar çok çeşitten oluşturunuz.
8-Hazır çorbalar yerine kendi yaptığınız çorbaları tercih ediniz. Gıdanın
en doğalını elde etmiş olursunuz.
Devamını Oku… »